Eveeet bir yılı daha geride bıraktık! Yaşlandık azizim, yaşlandık. İnsanlar da deliler gibi bir şeyler paylaşıyorlar, iyi yıl dileklerini dile getiriyorlar. Ben de hem geçmiş yılın kendimce bir analizini yapayım, hem de yeni yıldan beklentilerimi dile getireyim dedim. Hemen başlayalım
Bilmiyorum 2011′ e çok mu haksızlık yapıyorum ama hayatımın en kötü diyebileceğim, ya da bana öyle hissettiren yılı 2011 oldu. Tüm hayat parametrelerim(aşk, okul, iş, arkadaşlar…) dibi gördü heralde. Tamam bütün yıl olmasa da özellikle 2.çeyrek ölümcüldü. Aşağıda detaylı bir “2011- MSK” yıl analizi görebilirsiniz.
Sene güzel başlamıştı. Hayatımda ilk defa aile bireylerimden ayrı bir şekilde kutladım yılbaşını. Değişikti! Dersler deseniz onlarda da bir sorun yoktu. Kendi şirketim olmasına karşın 2.2 gibi bir ortalama yapmayı başarmıştım. Dönem ortasında hayatımı çok değiştiren bir olay oldu; kız arkadaşımdan ayrıldım. Tüm bu olaylardan sonra döneme hızlı bir başlangıç yaptım. Topluluğa daha çok yöneldim. Spor yapmaya başladım, her sabah 6′ da kalkıp ip atlıyordum. Arkadaşlarımla bolca zaman geçirme şansı yakalamıştım. Çünkü artık hayatımda bir şirket yoktu! Batmıştı! Olsun o da bir deneyimdi sonuçta
Yakın arkadaşlarımdan biri ile bir para mevzusu yüzünden sıkıntı yaşadık, o durum üzücüydü. Şu an aramızda bir sorun yok ama
Ondan sonra Kampüs Gelişim Günleri 2011 etkinliğini düzenledik. Orada bir çok yeni güzel insanla tanıştım. Topluluğa daha da ısındım. Derslere gidiyordum, not alıyordum 7 sene sonra
. Neyse ilk 3 ay Ocak-Şubat-Mart orta halli geçti
Kabusum oldu bu çeyrek. Birden her şey yerle bir oldu. Derslere gittim, not tuttum ama öyle notlar geldi ki ilk midterm’ lerden akıllara zarar! İki İlkokul arkadaşımla iş yapmaya çalışmak gibi bir hata yaptım. Onlarla ters düştüm. Önem verdiğim bu insanlarla aramız bozuldu. Kız arkadaşımdan ayrılma durumu ile ilgili sancılar başladı, onlarla başa çıkmaya çalışıyordum. Bu arada belimle ilgili bir sakatlık oldu. Doktorun ilk teşhisi bel fıtığıydı. O yaştaki birinde bel fıtığı çıkması çok acı ve sıkıntılı bir durum. Bir hafta boyunca yerimden kalkamadım, yatağa mahkum kaldım. Hiç hoş bir durum değildi açıkcası! Tüm bunlarla uğraşırken bir de en çok güvendiğim dersim olan “C” ile ilgili bir ödevde kopya durumu ortaya çıktı. Sıfır aldığımız yetmediği gibi bir de disiplin durumu ortaya çıktı. Hepsi de benim suçum. Sorumsuzluğum yüzünden geç başladığım bir ödevdi ve bir kısmını gerçekten de arkadaşımdan aldım. Hadi ben neyse de benim yüzümden bir de arkadaşımın başını yakmış olduk. Topluluk ile ilgilenmemeye başladım. İşlerimi boşladım. Derslerimin hepsini bırakma kararı aldım. Bu dönem böyle yaşanarak bitmemeliydi. Bir daha düzgün bir şekilde yaşamalıydım. Bu yüzden okulu uzatmayı göze aldım ve tüm dersleri bıraktım!
Yani kısacası kendi hayatım boyunca yaşadığım en kötü ve zor zamanları yaşıyordum. Şimdi geriye baktığımda bir daha yaşamak istemeyeceğim hatta hatırlamaktan da zevk almadığım bir dönem oldu benim için 2011 Nisan-Mayıs-Haziran dönemi.
Yukarıda bahsettiğim kabustan uyanma durumum aslında bir nebze aldığım bir telefonla oldu. Kendimi çok işe yaramaz biri gibi hissediyordum. Bir gün bir telefon geldi. Telefondaki adam benim profesyonellerle çalışmak istediklerini söylüyordu. Bilginç IT kurumundan Beyhan Bey di arayan. Eğitmenlik teklif ediyordu bana, hayalimdeki meslek! 3 gün havalarda gezdiğimi hatırlıyorum. Aslında o kadar da işe yaramaz olmadığımı hatırlattı tekrar bana bu telefon. O andan sonra saldırmaya başladım tekrar. Hobiler edindin kendime, KENDO, 3 TOP, YO-YO, DIABOLO gibi. Sosyal hayata karışmaya başladım. Tiyatro, sinema, konser takip eder oldum. Arkadaşlarımla ATOM sürecine dahil olduk. Yaz okulunda bir hafta Belçika’ ya gitme fırsatı yaşadım.
IEEE’ ye sarıldım biraz. Kongre dönemi çok önemli bir dönüm noktası oldu benim için. Orda tanıdığım o değerli insanlar hala hayatıma sayısız değer katmaya devam ediyorlar. Çok eğlenceli bir Kongre dönemi geçirdim.
Yaz ayları çok hızlı geçti benim için. Yaz okulu, staj, kongre, tatil derken bir anda bitti o dönem. Çok da güzel oldu. Tam bir toparlanma dönemiydi açıkcası.
İşte en güzel kısım. Sene başladı, bende yine bir gaz. Süper olacak bu sene. Geçen dönemin acısını çıkaracağız! Hızlı başladım döneme. Her sabah 6′ da kalkıp yürüdüm 1 ay boyunca. Kahvaltılarımı kendim hazırladım. Okulla ilgili tek sıkıntı o sene kaybından dolayı arkadaş grubumdan kopmak oldu. Her ne kadar kopmamaya çalışsam da el mahkum kopuyorsunuz. Derslerimiz, dertlerimiz farklı. Bana uyan zaman onlara, onlara uyan zaman bana uymamaya başladı. Bu yüzden o güzel PAMPALAR grubundan biraz uzak kalmak bana koydu. Derslere gelecek olursak, derslere gitmedim! Bu yüzden notlar yine pek parlak değil. 3 ders alıyorum hepi topu fakat onlarda da maksimum başarı gösteremiyorum. Toplulukta Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak devam ediyorum. Teknik kollardan sorumluyum
IEEE Türkiye de ise daha önceki yazılarımdan da hatırlayabileceğiniz üzere Computer Society Danışmanı görevindeyim. Kendi projem olan Türkiye Turu‘ na devam ediyorum. 4 farklı il gezdim şimdiye kadar, daha da devamı gelecek! İş olarak bakıcak olursak, ATOM’ da devam ediyoruz, işler yolunda
Ayrıca bir hayalimin daha yanına tik koyma fırsatı buldum; Bilişim Eğitim Merkezinde Eğitmen olarak görev yapıyorum. Benim için çok değerli bir hedefti bu. Uzun zamandır seminer, eğitim temposu içindeydim, ama bu işi profesyonel olarak yapmak bambaşka bir duyguymuş. Aşk konusunda ise bir gelişme yok! Beklemedeyiz
Bugün 4. çeyreğin son günü.
Mutluyum! Umutluyum!
Buradan herkesin yeni yılını kutlamak istiyorum. Umarım hem benim için hem de sizler için bir öncekinden çok daha güzel bir yıl olur
Gelecek sene başka bir yazıda görüşmek üzere
Her sabah tok karnına en az iki adet TED videosu izlemeye özen gösteriyorum. “TED ne ki ula ?” derseniz şöyle açıklayabilirim : Açılımı Technology, Entertainment, Design olan dünyanın sayılı zeki, psikopat, tıptan bilişime, sanata kadar bir çok dalda bir şeyler başarmış insanların deneyimlerini, en az kendileri kadar seçkin insanlarla paylaştığı oturumlardan oluşan bir etkinlik. Ben ve bir çok sıradan inasn bu deneyimleri ancak ve ancak ted.com adresinde yayınlanan kayıtlardan izleyebiliyoruz.
Yine bir sabah oturdum ve bir TED videosu açtım. Başlık aynen şuydu : “Try something new for 30 days”. Matt Cutts adında Google’ da çalışan bir bilgisayar bilimcisinin deneyimlerini içeriyordu video. Konusu ise oldukça basit : Hayatınızda hiç yapmadığınız bir şeyi 30 gün boyunca hayatınıza sokun ya da yaptığınız bir şeyi 30 gün boyunca çıkartın. Verilen örnekler arasında, işe bisiklet ile gitmekten tutunda roman yazmaya kadar bir çok meydan okuma mevcut.
Ben de bu videodan feyz alarak kendi ilk 30 günlük meydan okumamı gerçekleştirdim : Çay ve kahvede şeker yok! Yanlış duymadınız ben ki her çayda en az 3 şeker, her kahve de en az 5 şeker kullanan bir insan, 15 gündür hiç şeker kullanmıyorum. Peki ne mi oldu hayatımda? Çok da bir şey değişmedi. Artık çayın tadını daha rahat alabiliyorum. Kahve ise daha bir etkili oluyor.
Bakalım bundan sonraki 30 günlük meydan okuma turunda ne yapacağım. Ben de heyecan içerisinde beklemekteyim. Sizlere önerim ise aşağıdaki linkten videoyu izlemeniz ve kendi 30 günlük meydan okumalarınıza başlamanız! Denedim, güzel oluyo
Video : http://www.ted.com/talks/lang/en/matt_cutts_try_something_new_for_30_days.html
Merhabalar,
Evet ben durmuyorum, geziyorum. Çok farklı bir hedef uğruna çıkmak istediğim Türkiye Turu’ na IEEE Türkiye ve CS Danışmanlığı sayesinde bu dönem başladım. Aslında amacım bir sosyal girişimcilik macerası için data toplamaktı. Halen bu amaç içimde, derinliklerde bir yerde durmakta. Fakat bu turdaki ana tema Türkiye’ nin değişik illerindeki üniversitelerde geleceğin ta kendisi olan yeni teknolojileri tanıtmak ve bir farkındalık yaratmak. Bu amaç uğruna şimdiye kadar 3 haftada, 3 il ve 3 üniversite gezmiş bulunmaktayım. Bu yazımda yaşadığım güzel anları ve edindiğim kazanımları sizinle paylaşmak istiyorum
İlk durağım İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü oldu. ITYE IEEE öğrenci kolundaki değerli arkadaşlarım, Evren Tuna, Özgür Özzeybek, Kürşat Özdemir ve Seyfi Girgin beni misafir etme nezaketini gösterdiler. Uçaktan indiğim andan Ankara’ ya dönene kadar hiç bir şeyimi eksik etmediler, sağolsunlar çok iyi baktılar bana. Bu arada etkinliğimizin teması HTML 5‘ di. Bu çok konuşulan ve çok yeni olan teknolojiyi yaklaşık 120 kişilik bir kalabalığa anlatmak oldukça heyecan vericiydi. Üstelik sunumumu da 12 saatte hazırlayabilmiştim. İşin aslı HTML5′ i anlatmak içib PowerPoint ya da Prezi kullanmak istemedim. “HTML5′ i en iyi HTML5 ile anlatabilirim” fikrinden yola çıkarak tüm sunumumu HTML5 teknolojisi üzerine oturttum. Oturum oldukça eğlenceli geçti. Benim oturumumdan sonra Türkiye IEEE Kurumsal İlişkiler Danışmanı İsmail Baysal da “Farklılık” temalı bir sunum gerçekleştirdi. Bayağı başarılı bir IEEE reklamı oldu heralde
.
Sevgili kardeş kollarımız IYTE ve 9 Eylül IEEE benim gelişimin şerefine çok güzel bir parti organize etmişler, etkinlik akşamı tüm yorgunluğumuzu İzmir’ in gözde eğlence mekanlarından birinde atma fırsatı yakaladık. Ertesi gün ise ufak bir İzmir turu sonrasında ben evime döndüm, IYTE tayfası da normal hayatlarına geri döndüler. Bir çok güzel, hatırlanası anı biriktirdik. İzmir’ e tekrar aşık oldum. Kesinlikle hayatımın bir dönemini orada geçireceğim, kafaya koydum.
Bir sonraki hedefim Kocaeli Üniversitesi oldu. Kocaeli IEEE Yönetim Kurulu Başkanı dostum Rümeysa Usca karşıladı beni. Bu duraktaki konumuz Microsoft’ un Mobil dünyadaki silahı Windows Phone 7′ ydi. Mobil dünyaya nispeten yeni katılan bu üyeyi derinlemesine inceledik sevgili katılımcılarla. Ne yazık ki Kocaeli’ ndeki misafirliğim biraz kısa sürdü. Malum etkinlikten bir gün sonra sınavım vardı
Sınavın nasıl geçtiğine gelecek olursak, başarılıydı bir sorun çıkmadı. O dar vakitte yine iyi anı sığdırdığımızı düşünüyorum. KOU IEEE mensubu üye arkadaşlarım ve katılımcılar etkinliğe oldukça ilgi gösterdiler. Yaklaşık 150 kişilik bir kalabalık ile sürdürdüm oturumu. Biraz bugünden biraz da gelecekten bahsettik. Arada konu siber güvenliğe kadar geldi, nasıl oldu ben de anlamadım ama bu oldu. Sonuç olarak Türkiye Turu’ mdaki güzide noktalardan biri oldu Kocaeli
Aslında “ilk size geleceğim” diye onlara söz vermiştim. Kim mi onlar? DPU IEEE! Diğer bir değişle sevgili dostum kulüp başkanı Ahmet Çakırel ve bir o kadar sevgili mentör Akın Aktuğ Aksoy(3A). Kongre döneminden sözleşmiştik ama tarihi bir türlü tutturamadık. Kısmet 19 Aralık’ aymış! Yolculuğa 1 gün öncesinden başladım. İlk durağım Eskişehir oldu. Yakın dostum Onur ile çıktık yola. İlk defa hızlı tren macerası yaşamış bulundum bu yolculuk sırasında. Sonrasında Onur ve Ömer ile Eskişehirde mükellef bir kahvaltı yaptık. O güzel kahvaltıdan sonra bir tren yolculuğu daha yaparak güzel şehir Kütahya’ ya ulaştım. Gerçekten kusursuz bir misafirperverlik ile karşılaştım. Ahmet ve Akın kesinlikle elimi cebime attırmadılar. Sırf ben yürümek istiyorum diye kaleye kadar o yağmurda benimle yürüdüler. Bu arada Ahmet’ in evinde de davul seti var, 10 Numero ! Neyse, güzel bir fasıl ile geçirdik ilk geceyi. Diğer gün etkinlik salonuna gittiğimde gözlerime inanamadım. Yaklaşık 200 kişi ile karşı kaşıyaydım. En önde hocalar arka sıralarda meraklı gözlerle bakan öğrenciler. Konumuz ise HTML5! Sunum gayet başarılı geçti. Bir plaket bile verdiler bana. Böylece hayatımda bir seminerde ilk defa plaket almış oldum. Bu yönüyle de Dumlupınar çok farklı bir yer edindi benim gönlümde. Uzun lafın kısası çok sevdiğim dostlarımla çok güzel bir haftasonu geçirmiş oldum!
3 şehir gezdim, 3 haftada. Yorucu oldu, evet. Ama verdiği keyif paha biçilemez. Aynı amaç uğruna çalıştığım arkadaşlarımla bir araya gelmek, onlarla fikirlerimi paylaşmak çok ayrı bir deneyim. Keşke herkes benim bu yaşadığım duyguları yaşama fırsatı yakalasa
Buradan yine bu üç şehirde de zaman ayırıp beni ağırlayan, krallar gibi yaşatan, hayatım boyunca unutmayacağım bu anlarda bana eşlik eden tüm dostlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız!
Bundan sonraki bilinen hedefim İTU(2 Ocak 2012). Orada da HTML5 anlatacağım. Orayı da konu alan başka bir yazıda görüşmek üzere!
Merhabalar,
Bundan 5 ay önce ben ve arkadaşlarım (Akın-Onur-Kerem) ile birlikte bir maceraya atıldık : Girişimcilik. METUTECH ATOM( Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi ) bünyesinde oyun sektöründe işlev gösteren bir startup olma yolunda ilk adımımızı sevgili babamdan esinlendiğim bir proje fikri ile attık. Fikir güzeldi, biz de biraz süsledik. Mitoloji ekledik içine, hikaye kattık ve sıfır model bir oyun fikrimiz oldu. Bu fikir ile ATOM elemelerinde ilk aşamayı geçmeyi başardık. Sıkı bir eğitim programı vardı önümüzde . Oyun dünyasının saygın isimlerinin konuşmacı olduğu seminerlerden tutun da bilişim hukuku ve fikri, mülki hakların nasıl korunacağına dair eğitimlere kadar çok geniş bir yelpazede bir çok eğitim aldık.
Eğitimler sonucunda iş planımızı ve sunumumuzu hazırlayıp juri önüne çıktık. Şansımız bizi terk etmişti. Çok geliştiremediğimiz, ham kalan fikrimiz red cevabı aldı jüriden. O andan itibaren kara kara düşünmeye başladık: Ne olacak sonumuz?
Aldığımız bu kötü haberle yıkılmadık, çok geçmeden iyi haberler de gelmeye başlamıştı çünkü. Bir ajans inhouse yazılımcılar arıyordu. ATOM yöneticisi Emek Bey de bizi önermişti. Tüm bunların üstüne toplantılar başladı ve bahsettiğim ajans bize yatırım yapma kararı aldı(insana yatırım…). Tek eksiğimiz birlikte çalışabileceğimiz bir ofis ortamıydı artık.
Uzun lafın kısası bugün sabahtan itibaren bu sorunu da çözmüş durumdayız. ATOM’ da bize de artık birer masa var. Bugün ilk defa dördümüz bir araya geldik ve 2-3 saatliğine de olsa birlikte birşeyler yapmanın keyfine vardık.
Ben hala ATOMdayım. Biraz önce günün ilk öğününü yedim. Heralde ATOM’ da sabahlamanın verdiği keyiften olsa gerek, hayatımda yediğim en güzel “Rambo”ydu
. Neden mi bu yazıyı yazıyorum? Çünkü düşünüyorum, uykusuz geceler…sosyal hayattan bir nebze de olsa çekilmek nelere yol açabilir? Korkuyor muyum? Belki biraz…
Sizinle de paylaşmak istediğim bir yazı okudum ve bu düşüncelerimden biraz uzaklaştım. Bilmeniz gerekiyor ki, bu yola çıktıktan sonra başarılı olmak istiyorsanız, uykusuz da kalacaksınız aç da! Yeri gelecek yakın bir arkadaşınızın doğum gününe gidemeyeceksiniz! Bunları göze almıyorsanız bu yola en başından girmeyeceksiniz. Benim çıkarımım bu oldu açıkcası
İşimin başına geri dönme zamanı geldi dostlar. Size sıcak yataklarınızda iyi uykular, benim için yapılacak daha çok şey var
Selam,
Silverlight ile geliştirme yaparken herşey iyi güzel hoş ama sıra layout tasarımına gelince işler biraz gıcıklaşabiliyor. Eğer uygulamanızın boyu ekran çözünürlüğüne göre biraz büyük gelirse sayfanın bir kısmı ulaşılamaz hale geliyor. Bu durumu kökten çözmenin bir yolu yükleyeceğiniz içeriği bir ScrollViewer kontrolüne yükleyin, onu da kullanıcıya gösterin.
Bunu yapmak için önce App.xaml dosyasına gidip Application_Startup metodunu bulun. Sonra altına da aşağıdaki kodları ekleyin.
[VB]
[C#]
Merhabalar,
Yaklaşık bir 2 ay sonra bu yazıyı yazma fırsatı buldum, birazcık geç oldu sanki. Size çok güzel bir projeden bahsetmek istiyorum aslında. Türkiye Gençlik Birliği Derneği(TGBD)’ nin yürüttüğü, Sabancı Vakfı destekli bir proje Gördüm Duydum Biliyorum. Amaç ne diye soracak olursanız : üniversite öğrenci topluluklarına engelli yaklaşımı kazandırılması.(Detaylı bilgi için : http://bit.ly/ryS5mH). Biz de bu projeye IEEE ODTÜ ve IEEE ODTÜ EESTEC olarak, yukarıda belirtilen amacı yerine getirmek için proje ortağı olarak dahil olduk. Şimdiye kadar 10′ dan fazla buluşma ve etkinlik yaptık ama benim için en değerli olanı Ankara İlci Hotel’ de düzenlenen kamptı. Kamp süresince engellilik konusunda ne kadar cahil olduğumu, aslında Türkiye gerçeklerine o kadar da yakından bakamadığımı anladım. Çok değerli konuşmacılar bizlere engelliliği anlattılar. Hem engellilikle tanıştık, hem de çok değerli yeni engelli arkadaşlar edindik. Sizlere konuşmalardan aldığım notlardan bir kuple yazmak istiyorum şimdi
Bu projenin destekçilerinin başını işitme engelli dostlarımız çekiyor. Çankaya İşitme Engelliler Gençlik Spor Klübü Derneği yönetim kurulu başkanı Nihat bizlere işitme engellilerle ilgili toplumsal sıkıntıları anlattı. Aldığım notlar arasında;
Diğer bir yoğunlaşma grubu ise ortopedik engelliler idi. Bu konuda da en çok dikkatimi çeken Süleyman Akbulut’ un yaptığı sunumdu. Süleyman abi 90′ lı yıllarda Gazi Üniversitesin’ de okurken geçirdiği bir trafik kazasından sonra belinden altını kullanamaz hale geliyor. Yaklaşık 2 yıl evden çıkmak dahi istemiyor. İlerleyen zamanlarda bu düşüncesini yenip sosyal hayata dahil olmak için elinden gelen her türlü savaşı veriyor. Benim anladığım kadarıyla açtığı ve kazandığı davalarla devletin tatlı baş belası
. Ayrımcılığı Önle ! platformunu da yöneten kişi kendisi. Şimdi onun konuşmasından aldığım notlara değinmek istiyorum.
Genel hatlarıyla notlarım bunlar. Umarım sizde okuduktan sonra bazı durumları içselleştirir ve günlük hayatta engelliliğe karşı taktığınız at gözlüklerinizden kurtulursunuz. Bana at gözlüklerimden kurtulma imkanı sağlayan bu projeye ve projeyi hayata geçiren dostlarım, abilerim, Musa Çopur’ a, Murat Alkan,’ a Tagi Khaniyev’ e ve bizim projeye dahil olma sürecimizi hızlandıran eski IEEE ODTÜ Yönetim Kurulu Başkanı Nur Hilal Gerçek’ e ve sevgili Mehmet Arkın Çoban’ a çok teşekkür ederim.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye İş ve Kariyer Kulüpler Birliğini’ nin bu sene 3.sünü Polenezköy Legend Hotel’ de düzenlediği “3IK Etkileşim ve Gelişim Kampı”na katılma fırsatı yakaladım. IEEE ODTÜ’ yü ben ve başkanımız Onur Ece ile Türkiye’ nin dört bir yanından bir çok kulüpçüyü bir araya getiren bu organizasyonda temsil ettik.
İçerikten biraz bahsetmek gerekirse; ana fikir kariyer tabanlı öğrenci kulüpleri ile çok-uluslu, büyük firmaları bir araya getirip bir sinerji yaratmak. Biz çok da kariyer tabanlı olmasak da, belki birazcık
, ortak bir payda oluşturmayı başardık. Benim en çok dikkatimi çeken oturumlar ise; grup mülakat simulasyonu ile Erim Hısım’ ın oturumu oldu. Simulasyonda hiç bilmediğim ama İnsan Kaynakları tarafında büyük önem teşkil eden bir kaç önemli noktayı öğrenme fırsatı buldum. Erim Bey ise “Noo’lcek Halimiz” tadında bir oturum sundu bizlere. Gelecek planlaması ile ilgili olan bu oturum benim de hedeflerimi tekrar gözden geçirmemi sağladı.
Organizasyon ve organizasyon ekibi bir harikaydı. İkramlar, eğlenceler beni benden aldı, deyim yerinde ise
Buradan hepsine çok teşekkür ederim kendi adıma. Onlar da bizler gibi birer kulüpçü olmalarına karşılık gayet profesyonel bir kamp organize etmişler, ellerine sağlık.
Tüm bunların yanından ATV’ ye binmek gibi bir hataya düştüm. Çok heyecanlı bir yolculuktu benim için
Bayır aşağı gitmeler, çamura saplanmalar… Sonuç : Yeni aldığım ayakkabılar kullanılmaz hale geldi ! Buradan herkese bir kampa falan giderken en az 2 ayakkabı almalarını öneriyorum. Lütfen benim düştüğüm hataya düşmeyin
!
Sonuç olarak ilham verici ve eğlenceli bir kamp dönemi geçirdim. Emeği geçen ve katılan herkese çok teşekkürler. Gelecek sene yine aynı kampta görüşmek üzere.
Bu postu Brüksel’ den atıyor olmak güzel bir duygu
% 5.2 alkol oranına sahip Jupiler biramı yudumluyorum. İlk Avrupa seyahatim olamasından dolayı değişik tecrübeler yaşıyorum sanırsam. Burada hayat yok dostum
Bildiğin hayat yok! Saat 18:00 oldu mu tüm dükkanlar kapanıyor, sokakta çok az insana rastlayabiliyorsun. Binaları süper 17.yy Avrupa etkisi her yerde
Gerçekten güzel bir etkinliğe katılmışım
Tam benlik, 2 gün boyunca coding!!!
Fakat bu gün setup & config kısmı ile geçti ne yazık ki … Yarından itibaren AEGEE için OMS yani Online Membership System’ ı geliştirmeye devam edeceğiz. Sevgili eğitmenimiz Wim Van Ravesteijn biraz girişmiş işlere
İyi bir altyapı kurmuş biz de yapıya devam edeceğiz gibi duruyor.
Şimdilik bu kadar, kendinize iyi bakın
Merhabalar,
Bildiğiniz üzere bu dönem IEEE ODTÜ Başkan Yardımcılığı görevini üstleniyorum. Bu topluluk ODTÜ’ deki ailem gibi bir hal aldı artık
Tüm bu duyguların arasında biraz geç de olsa IEEE ODTÜ Liderlik Kampı 2011 etkinliğimizi gerçekleştirdik. Geçen sene Lider Adayı olarak gittiğim Akçakoca’ ya bu sefer kartımda hala Lider Adayı(!) yazmasına rağmen Lider Eğitmeni sıfatı altında gittim.
Geçen seneye göre daha spontane geçti kamp
Sonuçta geçtiğimiz YK kadar düzenli, programlı adamlar değiliz açıkçası. Üyeler boşlukların çok farkına varamasa da biz biliyorduk içten içe geçen seneki programı bildiğimiz için. Bu bir handikap olabilir diğer bir yandan bir artı da olabilir. Çünkü boş kalan zamanlarda takım oyunlarının şahı olan futbol oynadık
Böylelikle takım çalışması ortamında sevgili IKlarımızı da gözlemleme fırsatı yakaladık.
Başkanımız Onur Ece’ nin Amerika’ dan edindiği liderlik oyunları sayesinde IK’ yı etik yönden bayağı bir zorladık. Hepsinin en çok eğlendiği oyun StarPower adlı oyun oldu. Oyunu burada açıklamayayım, kim bilir belki daha sonra oynarız
Lafı çok dolandırmak istemiyorum. Buradan katılan katılmayan tüm IKlara selam olsun
Çok güzel bir 3 gün geçirdim sizlerin sayesinde. Umarım bu sene tüm çalışmalarımız Liderlik Kamp’ ı kadar eğlenceli geçer
İyi geceler
Merhabalar,
Uzun zamandır yazmıyorum bloguma ne yazık ki. O yüzden aslında çok önce yazılması gereken bu postu daha yeni yazma fırsatı buldum.
YGA nam-ı diğer “Young Guru Academy” adından da anlaşılacağı üzere bir liderlik okulu. Önemli olan nokta sıradan bir liderlik okulu ile YGA arasındaki farkı tam olarak özümsemek. YGA’ nın özünde insanların benciliklerini yıkarak, daha iyi bir Türkiye, hatta daha iyi bir dünya fikri üzerinde hiç durmadan yorulmadan çalışmaları yatıyor. Çetin bir eleme sürecinden geçiyoruz bu aileye katılmak için. Önce Liderlik Zirvesine katılabilmek için tüm başvurular arasından ilk 2000′ e girmeniz gerekiyor. Sonra 2000 arasından 500 ve en son da ilk 200′ e seçiliyorsunuz. Ben bu dönem bu başarıyı gösteren 200 arkadaştan biriydim. İyi ki tüm bu zorlu elemelere katılıp bu ailenin bir parçası olmuşum.
YGA’ da geçirdiğim bu dönemde Oku Düşün Paylaş projesinde moderatör görevini yerine getirdim. Hamdullah Suphi İ.Ö okulunda değerli atölye liderim Sevil ve değerli diğer moderatör arkadaşlarım ile çok güzel bir 13 hafta geçirdik. Öğrenciler çok başarılı ve geleceği çok parlak olan bireylerdi. Umarım hepsi gelecekte ülkelerine aynı bizim yapmaya çalıştığımız gibi hizmet edeceklerdir.
Yeni dönemde YGA’ da IT alanında da görevler alacağım gibi duruyor şu an için. Eylül ayında YGA İstanbul ofisinde bir staj programım var. Umarım bu aileye elimden gelen tüm imkanlarla katkıda bulunabilirim.
Teşekkürler YGA

Categories
Tag Cloud
Blog RSS
Comments RSS
Last 50 Posts
Back
Void « Default
Life
Earth
Wind
Water
Fire
Light 